Pages

Wednesday, October 27, 2010

With a little persistence...


Evet takvimler 27.10.2010'u gösteriyor ve ben yine yeni yeniden deliler gibi bir e-mail trafiğinin içindeyim.
Bugün önce City Uni'nin kariyer servisinden Ruth'la konuştum 45 dakikalık bir consultation book etmiştim, hoş 45 dakika konuşucak pek bir şey bulamadık, yaklaşık 33. dakikada 'eeee başka ne yapabilirim?' gibi konuyu uzatmaya çalışmaya başladım boşa gitmesin diye. Genel olarak pek aman aman yardımcı olduğunu söyleyemem bu konuşmamızın, CV'mde ya da Covering letter'ımda hayati bir hata olmadığını hatta gayet iyi olduklarını söyledi. Bir kaç tane recruitment agency'ye kayıt ol dedi, Linkedin'den sektörde çalışan kişilere mesaj at, fikirlerini sor dedi. İş verenlere direk ulaşarak mail at dedi.. E ben bunları zaten yapıyorum Ruthcuğum :)
Bunun dışında bana red maili atan insanlara tek tek cevap verdiğiniz için teşekkürler, herhangi bir entry-level pozisyonu açılırsa haber verin email'leri attım, ve biri CV'ni yollar mısın ileteyim diyerek sağolsun geri döndü!
Tez süpervizörüme, ve bölüm başkanına mail attım iş arıyorum, bişey çıkarsa haber verin diye..
Hımm bunun dışında Londra'ya dair bir şey olmadı.
Şimdi graduate ad rollerinden birinin başvurusunu tamamlayıp yollıycam, daha sonra da reputation management yapan bir kaç ajans bulup onlara direk mail atıcam.
Bakalım neler olucak!

Friday, October 22, 2010

Kara delik- başvur butonu ikilemi


Ey sevgili blog alemi!
Yine yazmamak için kaytarma eğilimleri göstermeye başladım iki gündür ha şimdi yazarım ha sonra yazarım diye, o yüzden procrastinate etmenin bi anlamı yok şimdi aradan çıkartıyorum! :)
Persistence can pay off denmişti hatırlarsanız bana en son,
onu persistence WILL pay off'a dönüştürüp yoluma devam ediyorum!
Çalışma vizem geldi şimdi tek eksiğim çalışıcak bir iş bulmam!
Bir sürü site geziyorum, bir sürü başvuru yapıyorum mail yoluyla, daha sonra follow up mailleri atıyorum.
Pazartesi de okulun kariyer servisini arayıp onlardan da bir fikir alıcam bakalım ne diycekler, covering letter'da mı bir sorun var, CV'de mi, telefon numarasında mı? Faydalı olucağını düşünüyorum umarım hayal kırıklığına uğratmazlar.
Aklıma gelen her şeyi yapıyorum, tabii o arada İstanbul'u da çok ihmal etmiyorum, Kariyer.net üzerinden de başvuru yapıyorum, ama o başvurularımı tamamen kara deliğe yolluyormuşum gibi hissediyorum başvur'a bastığım zaman!
Bütün bunların dışında tutuk boyunlu panda halim devam ediyor :)
Şans kapımı çalsın beklerim her daim.

Tuesday, October 19, 2010

Persistence!


Bugün nihayet Londra'dan ilk telefonumu aldım!
Yani Londra'dan telefon getirttiğimi söylemiyorum, nihayet biri Londra'dan arayıp başvurduğum pozisyonla ilgili neler düşündüğümü daha önce neler yaptığımı filan sordu!
Bu da iyi bir başlangıç olsa gerek dimi!
Recruitment agency oldukları için, beraber çalıştıkları ajanslara CV'mi yollıycaklarını söylediler ama şu an için medya ajanslarının birini aradığını sanmıyorum dedi... Kapatmadan önce yüz yüze görüşme fırsatı bulabilir miyim sizce diye sorduğumda bilmiyorum şimdi yollıycam CV'ni dedi demek ki yolladıktan sonra çağırıp çağırmamak ajanslara kalıyor.
Neyse sonuçta biri bugün telefon numaramı çevirip beni aradı!İstanbul'daki beni!
Bunun dışında bugün biriyle daha konuştum yine bir recruitment agency'de çalışan biri, yani bir recruitment consultant oluyor bu durumda, geçen haftadan beri adama mail atıp soru soruyodum, bugün cevap verdi ve şöyle dedi :
'It's not easy, but persistence can pay off!'
Bir de ünlem koymuş ya sonuna!
Evet persistence can pay off, bu yüzden aynı hızla başvurulara devam..
Umarım sonu mutlu biticek bir telefon gelir çok yakın zamanda!

Monday, October 18, 2010

Bahtsız bedevi



En son Ağustos'ta yazdığım kısacık posttan sonra aylar geçti ve benim blog için bütün hevesim isteğim kaçtı nedense..
Tabii bu heves ve istek kaçması durumu sadece blog için değil genel olarak hayata karşı kendi çapımda bir tepkim de olmuş olabilir!
Bu kısa psikanalizimden sonra gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki: 'bana ne yaaaa hayat kendi işine baksın ben bi yere gitmiyorum aynen burdayım!'
Heh şimdi devam edebilirim, Ağustos, Eylül ve Ekimin ilk iki haftası geçti, bildiğiniz bahtsız bedevi modunda hayatıma devam ediyorum..
Currently unemployed modumda bir değişiklik yok, arabam sürekli bozuluyor tamirci abilerle kanka oldum, onun dışında sürekli eski sevgilimi gördüğüm rüyalar, gözümde çıkan arpacık, tutuk boynum ve omuzum...
Yani bu durumda boynunu sağa sola çeviremeyen aslında robot olan bir bahtsız bedevi oluyorum sanırım, bi de çöl setting'ine koydun mu onu, al sana ben!
Yazdım da azcık rahatladım şimdi daha iyi, tabii içilen iki tane kas gevşeticinin de azıcık etkisi olmuştur sanırsam..
Blog'uma dönüşüm tüm kainata ve blog alemine hayırlı olsun.
Oh pek güzel.